Biorezonansın tarihçesi

Sürekli iletişim halinde bulunan iki zıt kuvvet "yin ve yang"ın ve üzerlerinde enerji akışı olan meridyenlerin varlığı ile ilgili Çin tıbbındaki bilgiler, bütün sistemdeki düzeni ve fonksiyonel bozuklukları seçici olarak etkileme olasılığının kapısını açmıştır. Yaklaşık 4000 yıldır geleneksel Çin tıbbının önemli bir kolu olan “akupunktur”un Avrupa’da ilgi görmeye başlaması ise 1950’li yıllara rastlar.

Bir grup doktor yeni ve yaratıcı fikirleriyle dikkat çeker. Akupunktur noktalarının birbirlerine akupunktur meridiyenleriyle bağlı olduklarını iddia ediyorlardı. Akupunktur noktalarındaki cilt tepkilerinin civarındaki dokulardan daha farklı olduklarını, bu noktalardan geçen meridyenlerdeki “enerji” miktarının organların sağlık durumlarıyla ilişkili olduklarını keşfettiler.

Akupunktur noktalarının , ‘bir organizma ve içinde bulunduğu elektriksel çevre arasında informasyonu taşıyan kanalları’ gösterdiği I.E.Dumitrescu tarafından kanıtlandı (1989). Eğer böyle bir kanal iğne batırılarak uyarılırsa, orada informasyon taşıyan bir elektrik alanı meydana gelmekteydi. Bu da kanalın iki ucu ve kanallar arasında (birden fazla nokta uyarıldığında) informasyon alışverişine olanak veriyordu.

Alman fizikçi Reinhol Voll , EAV (Electro-Acupuncture according to Voll) denilen Çin akupunktur sistemine göre oldukça gelişmiş bir sistemi bulmuştur. Akupunktur noktasını ölçmek, sadece o noktanın içinde bulunduğu ve çevresindeki bölgedeki dokunun elektrofizyolojik özelliklerinin ölçülmesi anlamına gelmemektedir. Aslı, o bölgeyle ilgili ‘regülatuar alan’ın ölçülmesi demektir. Günümüzde belli epidermal noktaların ve birbirinden ilgisiz görünen organların arasındaki ilişkiyi ve fonksiyonel yakınlığı göstermek mümkündür.

Yüksek ya da düşük,  enerji miktarları patolojik durumu işaret etmektedir. Bu araştırmaların sistemleştirilmesi Voll sayesinde olmuştur. Voll, klasik Çin akupuntur noktalarına ek olarak yeni akupunktur meridiyenleri buldu. Daha sansasyonel ve önemli bir diğer keşif ‘ilaç testi’dir. 1954’de Voll, hastanın bir ilacı eline alması sonucunda akupunktur noktalarındaki ölçümlerde değişiklik olduğunu gördü. Aynı durumla, içinde hiçbir madde molekülü taşımayan, sadece informasyon içeren homoe-patik yüksek-potansiyelli solüsyonlar hastanın eline verildiğinde de karşılaştı. Bu tesadüfi keşiften yola çıkılarak yeni bir terapi yöntemi geliştirildi. Dr. Voll’ün talebesi Franz Morell (fotoğraftaki), elektroakupunktur konusundaki tutkulu çalışmaları ile biliniyordu.

Alman fizikçi Franz Morell, hastaya ait ve zaman içinde belli bir anda geçerli olan belli bir frekans spektrumunun, bu kişiyle ilgili bütün informasyonu içerebileceğini düşündü. Morell, fizyolojik, sağlıklı ‘harmonik’ ve patolojik ‘disharmonik’(zayıflamış ya da kaybolmuş) titreşim paternlerinin mevcut olduğunu düşünüyordu. Bu durumda ‘hastalık", patolojik titreşimler baskın olacak şekilde bir organizmanın titreşim paterninde bir dengesizlik durumu olarak ifade edilebilirdi. Elektrotlar kullanarak hastanın elektromanyetik sinyallerini ölçtü. Bunlar bir cihaz içinde elektronik olarak modifiye edilerek iyileştirici titreşimler olarak tekrar hastaya verilebilirdi.


Dr. Morell, elektronik mühendisi olan damadı Erich Rasche ile birlikte ilaç bilgilerini kişiye uzaktan, kablosuz aktarabilen bir cihaz geliştirdi. 1977'de bütün çalışmaları bir adım daha ileriye taşımış oldular. Geliştirdikleri ilk cihaz ile birçok hastalığın şaşırtıcı şekilde iyileşmesini sağladılar. Daha sonra bu cihazı daha da geliştirip fonksiyonlarını optimize ettiler ve Biorezonans terapilerinin hizmetine sundular.

Hiç yorum yok: