Bach Çiçekleri, Biorezonans terapilerinde kullanılıyor

75 yılı aşkın bir süredir Avrupa'da, özellikle İngiltere'de yaygın olarak kullanılmakta olan "Bach Çiçekleri" kürleri, korku ve endişeleri gidermek, stres ve kederi azaltmak, cesaret edilemeyen ilişkileri geliştirmek için çok güçlü, ancak hassas bir iyileştirme yöntemidir.

1920 ve 1930'larda İngiliz bakteriyolog, doktor ve patolog Edward Bach tarafından keşfedilmiş ve günümüze kadar birçok şekilde kullanılagelmiştir.

Hastaların fiziksel rahatsızlıklarının duygu durum bozukluklarından arındırılmadan iyileştirilemeyeceğini savunan Dr. Bach, 38 bitki özünün duyu durumlarımız üzerindeki etkilerini incelemiş, belirli çiçeklerin pozitif enerjisinin, düşüncelerimizin ve duygularımızın oluşturduğu olumsuz enerjiye karşı koyduğunu farkederek, dünyanın “Bach Çiçekleri” olarak bildiği 38 homeopatik kürü geliştirmiştir.

Biorezonans tıbbı, kişinin enerjetik-elektromanyetik durumunun hem ruhsal durumu hem fiziksel bedeni hem de zihinsel dengeyi etkilediğinden yola çıkan Biorezonans Tıbbı, Bach Çiçekleri kürlerini de tedavi programlarına eklemiştir.

Kişiye özel geliştirilen Biorezonans tedavilerinin programlanabilmesi için hastayla yapılan ön görüşme sırasında kendisine verilen formdaki soruları yanıtlaması istenir. Doktorun uygun bulduğu Bach Çiçekleri kürü Biorezonans terapilerine eklenir. Seans bitiminde de hastaya özel hazırlanmış Bach Çiçekleri karışımı günlük kullanım için kendisine verilir.


Bach Çiçeklerinin frekanslarının nakli Bicom vasıtasıyla sağlanmaktadır. En büyük kolaylığı ve faydası “bütüncül” tedavi uygulamaya elverişli olmasıdır. Hastaların sürdürülen diğer biorezonans terapilerine eklemlenebilmektedir.
Her çiçek özü temel bir insan duygusu ile ilişkilendirilmektedir. 38 bitkinin her biri, belirli bir karakteristik veya duygusal duruma yönlendirilir.
Örneğin, Mimulus, belirli bir konuda endişeli olduğumuz veya korktuğumuz zamanlar içindir. Korkumuzun üstesinden gelmemize ve cesaretle yüzleşmemize yardımcı olmaktadır.
Bach Çiçekleri endişe hali (anksiyete) ve depresyon tedavisinde çok başarılı olmuş, her bir çiçek kürü farklı duygu durumu bozukluklarında hastalara sağlık kazandırmıştır.
Biorezonans terapilerinde hastaya enerjisi aktarılan 38 Bach Çiçeği ve kullanıldığı duygu durumları:


Agrimony (Kasıkotu) Güleryüzün ardında saklanan zihinsel sıkıntılar

Aspen (Toz Ağacı) “Bilinmeyen”e duyulan korku

Beech (Akgürgen/Kayın Ağacı) Hoşgörüsüzlük

Centaury (Kantaron) “Hayır” diyememe

Cerato (Boynuzlu) Kendi kararlarına güvenememe, danışma ve onaylanma ihtiyacı

Cherry Plum (Kiraz Erik) Aklını yitirme korkusu, duygusal kontrolün yitirilmesi

Chestnut Bud (Kestane Tomurcuğu) Hatalardan ders çıkaramama

Chicory (Hindiba) Bencillik, mülkiyet düşkünlüğü

Clematis (Orman Asması) Çalışamamak, gelecek hayalperestliği, baygınlık öncesi uzaklaşma

Crab Apple (Yengeç Elması) Kendini sevmeme, kendinden nefret etme

Elm (Karaağaç) Sorumluluklar yüklenerek bu durumdan boğulmuş olma

Gentian (Gentaniye) Bir aksilik sonrası cesaretin kırılması, kalkışamama

Gorse (Katır Tırnağı) Umutsuzluk ve çaresizlik duygusu

Heather (Funda) Benmerkezlilik ve içsel endişe

Holly (Çoban Püskülü) Nefret, kıskançlık ve düşmanlık

Honeysuckle (Hanımeli) Geçmişte yaşamak

Hornbeam (Gürgen) Bir şey yapmayı düşündüğünde hissedilen yorgunluk


Impatiens (Sabırotu) Sabırsızlık, sinirlilik, ajitasyon

Larch (Karaçam) Güven eksikliği, kendine güvensizlik

Mimulus (Misk Çiçeği) Bazı durumlar, belli olaylar karşısında hissedilen korku

Mustard (Hardalotu) Nedensiz hüzün

Oak (Meşe) Tükenmişlik sınırı geçildiği halde devam etme

Olive (Zeytin) Ruhsal ya da fiziksel faaliyet sonrası tükenmişlik duygusu

Pine (Çam) Suçluluk duygusu

Red Chestnut (Kızıl Kestane) Yakınlarımıza hissedilen aşırı ilgi

Rock Rose (Kaya Gülü) Derin korku ve panik

Rock Water (Kaynak Suyu) Kendi kendine uygulanan baskı

Scleranthus (Yumaklıot) Seçenekler arasında seçim yapamama, kararsızlık

Star of Bethlehem (Bethlehem Yıldızı) Şok durumları

Sweet Chestnut (Tatlı Kestane) Acizlik karşısında hissedilen acı

Vervain (Mine Çiçeği) Şehvet, aşırı istek

Vine (Asma Yaprağı) Üstünlük hissi, esnek olamama

Walnut (Ceviz) Değişikliklere mukavemet

Water Violet (Su Menekşesi) Gurur, kendini izole eden ulaşılmazlık hissi

White Chesnut (Ak Kestane) İstenmeyen düşünceler ve mantık argümanları

Wild Oat (Yabani Yulaf) Yaşam hedefsizliği, yön belirsizliği

Wild Rose (Yabani Gül) Teslimiyet, kendini sürüklenmeye bırakma, isteksizlik

Willow (Söğüt) Kendine acıma, küsme
Bach Çiçekleri kürleri ilaç değil, bitkilerin “homeopatik “kürleridir. Bitkinin fiziksel yapısı değil, “enerjisi” kullanılmaktadır. Her hastalığın kişiye özel ruhsal özelliklerle bağlantıda olduğu gerçeğinden hareketle, hastanın ruhsal yapısındaki sertlikleri yumuşatmaya yöneliktir. Böylece hastalıklar çok daha kolay ortadan kalkar. 

Biorezonans ile uygulanan Bach Çiçekleri kürleri, tanımlı çiçeklerin enerjisini kullanarak kişinin enerjisini değiştirme amaçlı kullanılmaktadır. Herhangi bir ilaçla etkileşmesi ya da yan etki yaratması söz konusu değildir.



38 bitkiden 5'ini (Star of Bethlehem, Rock Rose, Impatiens, Cherry Plum, Clematis) içeren “Acil Durum Kürü (Rescue Remedy)” ise bitki özlerinden hazırlanır. Çok yönlü kriz kürüdür.

Dr. Bach tarafından acil durum karışımı olarak biraraya getirilmiştir. Panik, şok, zihinsel uyuşma gibi acil durumlar için kullanılır. Tıbbi yardımın yerini tutamasa da, zihnin yaşadığı çıkmazlarda bedenin kendini iyileştirme sürecini başlatabilmesine yardımcı olur.

Acil durum kürü, uçağa binmeden önce, diş doktoruna giderken, önemli bir sınava ya da görüşmeye girmeden önce yaşanan sıkıntıyı giderir. Ağızdan alınabileceği gibi böcek ısırıkları, burkulma veya ezilme durumlarında haricen de uygulanabilir.

İnsanlarda olduğu gibi bu kürler, özellikle de acil durum kürü, hayvanlar üzerinde de gayet etkilidir çünkü eğer bir canlı rahatsız hissediyorsa mutlaka bir şok veya dehşet yaşamıştır.


Biorezonans'ın nörolojik rahatsızlıkların tedavisindeki rolü


Birleşmiş Milletler raporuna göre, epilepsiden Alzheimer’a, dünya çapında bir milyar insan birçok nörolojik bozukluk yaşıyor. Avrupa'da, bu hastalıkların ekonomik maliyeti yaklaşık 139 milyar avro’yu buluyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanlarına göre, dünya nüfusu arttıkça nörolojik hastalıkların etkisi bütün ülkelerde hissedilmeye devam edecek.

Çoğu kişi “nörolojik rahatsızlıklar” kelimesini duyduğunda, Alzheimer hastalığı veya Parkinson hastalığı akla geliyor ancak bu terim oldukça kapsamlı. Nörolojik rahatsızlıklar, beyin, omurilik ve sinirlerden oluşan sinir sistemindeki bir bozukluktan ortaya çıkar. Tüm vücut işlevlerini kontrol eden sinir sisteminde biyokimyasal, yapısal veya elektriksel anormallikler ortaya çıkar. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu anlatan birçok semptom yaşanır.

Nörolojik hastalıklar, genellikle kasları, beyni, nöromüsküler kavşağı, omuriliği, otonom sinir sistemini, kafa sinirlerini, sinir köklerini etkileyen merkezi ya da periferik sinir sistemi hastalıklarıdır.

Yalnızca birkaç nörolojik hastalık türü olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.. Büyük bir çoğunluğu için tedavi seçenekleri oldukça sınırlı 600'den fazla nörolojik rahatsızlık vardır. Epilepsi, beyin tümörleri, Alzheimer, Parkinson, bunama ve inme dahil olmak üzere serebrovasküler hastalıklar, migren ve diğer baş ağrısı bozuklukları, çoklu skleroz, nöro-enfeksiyonlar, sinir sisteminin travmatik bozuklukları (ör. beyin travması), yetersiz beslenmeye bağlı nörolojik bozukluklar, parezi, nevralji, huzursuz bacaklar, vertigo gibi..

Nörolojik hastalıkların nedenleri değişken ve herbiri kendine özeldir. Beyin ve omurilik, tıpkı periferik sinirlerdeki gibi basınç ve zorlamaya karşı, sayısız zarla yalıtılmıştır. Nörolojik hastalıklar nörolojik yolu tamamen etkileyebilir ya da tek bir nöron üzerinde etkili olabilirler. Nöron yapısındaki en ufak rahatsızlık, hastalık veya işlev bozukluğuna neden olabilir.

Fiziksel yaralanmalar, çevresel etkiler, enfeksiyonlar, yaşam şekline - beslenmeye bağlı ya da sadece kalıtımsal nedenler nörolojik hastalıklara neden olabilirler.

Nörolojik hastalıkların belirtileri ve semptomları her hastaya göre değişir. Nörolojik hastalıkların duygusal belirtileri, duygudurum salınımları, depresyon, ani patlamalar, stres, kaygı ve sanrılar içerir. Fiziksel belirtileri ise, atikliğin azalması, kısmi veya tam felç,  açıklanamayan ağrı, kas güçsüzlüğü, zayıf bilişsel yetenekler, nöbetler, okuma ve yazma zorluğu, baş ağrısı, yorgunluk ve görüş bulanıklığıdır.



Nörolojik hastalıkların tedavisi, hastanın şikayetlerini oluşturan duruma ve etkilenen vücut bölümüne bağlı olarak çeşitlilik gösterir. Tedavinin yanı sıra, mümkünse, hasta da kayıp fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için rehabilitasyona tabi tutulabilir.

Nörolojik hastalıkların tedavisi için ilaçlar, yaşam tarzı değişiklikleri, acı yönetimi, fizyoterapi, kognitif terapiler, cerrahi, biorezonans terapileri önerilir.

Biorezonans terapisi, sağlıklı yaşam için doğal yaklaşımları tercih eden kişilere nörolojik durum veya hastalığı yönetme seçeneği sunar. Biorezonans, hücresel düzeyde çalışır. Biorezonans cihazı, hücrelere sağlıklı frekanslar gönderir, böylece farklı hücreler ve sinir yolları arasındaki iletişimi geliştirir.

Bioteknolojinin nörolojik hastalıkların tedavisindeki yerini tartışan doktorlar aynı noktada birleşiyorlar. Üzerinde çalıştıkları parezi, nevralji, kas fibrilasyonu, huzursuz bacak, multipl skleroz, sefalaji gibi vaka incelemeleri, bu tip hastalıkların enfeksiyonlar ve toksinler dahil olmak üzere birçok faktörden kaynaklandığını ortaya koymuştur.

Biorezonans terapisinin genel ve spesifik toksin uzaklaştırma ve hastanın kendi kan terapisi ile son derece başarılı olduğunun keşfedilmesi, biorezonans terapisinin nörolojik hastalıkları tedavi etmek veya ilerlemesini yavaşlatmak için kullanılabileceğini göstermektedir. Biorezonans makineleri, ruh hali değişiklikleri, depresyon ve çeşitli nörolojik hastalıklar için kullanılabilmektedir.


Nörolojik hastalıklar sayısız ve oldukça yaygındır. Çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkar, birden fazla fiziksel ve duygusal değişiklikle kendini belli ederler. Biorezonans terapileri bu hastalıkların standart tedavi yöntemlerinin tamamlayıcısıdır. Geliştirilmiş doğal frekansların kullanılması ve hastalık koşullarının gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunan toksinlerin temizlenmesi yoluyla tedaviye yardım ederler.

Romatoid Artrit’te Biorezonans desteği


Biorezonans terapileri uyguladığımız, hastaları rahatlatan bir başka alan da romatoid artrittir.

Artrit, eklem iltihabı demektir. Romatoid artrit ise, el/ayak eklemleri, el bileği gibi  küçük eklemlerin ve dirseklerde kronik seyreden, buralarda hasar yaratan iltihabi eklem hastalığıdır.

Etkilenen eklemler, el ve ayak parmaklarının küçük eklemleri, el ve ayak bilekleri, diz ve dirsekler, kalça, omuz ve boyundur. Kalça ekleminde, bel ve sırt omurgalarında, el ve ayağın en ucunda yer alan eklemlerde romatoid artrit görülmez.

Bir çok başka organ ve sistemi de tutabilen bu hastalık sakatlıklara neden olabilmektedir. Yaygın bir hastalıktır. Her yaşta gelişebilir. Çoğunlukla 40-60 yaşlarında başlar. Kadınlarda erkeklerden üç kat daha fazla rastlanır.

Romatoid artrit, bağışıklık sistemindeki bir sapkınlığın sonucu gelişmektedir. Eklem ve çevresinde gelişen iltihap, zamanla eklemdeki kıkırdak, kemik ve bağlarda hasara neden olur.

Eklem ağrısını oluşturan, tendonların iltihabı, eklem zarının iltihabı, eklem aralığının daralması ve aşınmaları, eklemin stabilizasyon bozukluğu, ekleme yakın yerleşimli nodüllerdir.

Romatoid artritin belirtileri; eklemlerde ağrı, şişlik, eklem üzerinde sıcaklık artışı ve harekette kısıtlılık, sabahları veya istirahatle o eklemlerde en az bir saat süren tutukluk hisi, halsizlik, hafif ateş ve kilo kaybı, anemi ve yorgunluktur.

Dirsek, el üstü veya vücudun farklı bölgelerinde ağrısız yumrular (nodüller) olabilir. Tendon iltihabı olabilir. Çünkü, eklem yüzeyi gibi tendonlar da sinovyum denilen zarla kaplıdır. Tendonlar arasında seyreden sinirler, iltihabi doku nedeniyle sıkıştığında hastalanır.

Romatoid artrit, el bileği eklemini tuttuğunda, elin ilk üç parmağında ve 4. parmağın iç yüzeyinde uyuşma ve karıncalanma olur. Dirsek eklemindeki artritlerde ise 5. parmak ve 4. parmak dış yüzeyinde uyuşma ve karıncalanma olur. Ayak bileği eklemi tutulduğunda ise ayak bileği iç kısmından ayak parmaklarına doğru uyuşma ve karıncalanmalar gelişebilir.

Genellikle haftalar, bazen aylar içinde özellikle el, bazen ayak küçük eklemleri, el bileğinde ağrı, şişlik ve sabahları bir saatten uzun süren katılık yakınmalarıyla hastalık başlar. Önceleri bu bir süre olup geçerken sonra devamlı hal almaya başlar. Diz, dirsek, omuz, ayak bileği gibi büyük eklemlerde de benzer yakınmalar oluşabilir.



Ağrı dışında kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk, anemi, kilo kaybı ve bazen hafif de olsa ateş yakınmaları olur.

Romatoid artrit kronik bir hastalıktır. Uzun yıllar sürer. Alevlenme ve sakinleme evreleriyle seyreder. Alevlenmenin bilinen bir nedeni olmamakla birlikte, mevsim dönümleri, stres ve çeşitli enfeksiyonlar tetikleyeci olabilmektedir.

Tedavi edilmediğinde, iltihaba bağlı önce kıkırdak sonra altındaki kemikte hasar gelişir. Bu hasarın gelişme süresi ve şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Eklemde hareket kısıtlılığı getiren sakatlıklar oluşur. Özellikle el eklemlerinde tutma, kavrama gibi hareketler gerçekleştirilemez. Bu sakatlıklar genellikle hastalığın ilk iki yılında geliştiğinden; hastalığın erken dönemde tanınması ve kontrol altına alınması çok önemlidir.

Romatoid artrit hastalığının tedavisi biorezonans terapileri ile desteklemenin amacı:
eklem hasarlarını önlemek için mümkün olduğunca hastalık aktivitesini azaltmak,
eklemlerdeki ağrı ve tutukluğu azaltmak,
hastalığın diğer semptomlarını tedavi etmek,
ağrı ve inflamasyonu azaltmaktır.


Hastayı mümkün olduğunca aktif tutmak gerekir. Düzenli egzersizlerle hem eklem açıklığının korunması, hem de kas gücü korunmalıdır. Yüzme iyi bir egzersizdir. Fizyoterapistin önereceği özel egzersizler çok faydalıdır.